HA KORONA! HA KOKARCA!

 

Corona virüsünün insan yaşamına, kahverengi kokarcanın ise bitkisel hayata meydan okuduğu bir süreci yaşıyor dünya.

 

Görünenden anladığımız o dur ki, sürecin bundan sonra yaşanacak kısmı daha da kötü olacaktır.

 

Bu kötü ve geleceği de daha da kötü görünen insan ve bitki hayatındaki tablonun ortak ve bir o kadar da ilginç yanı ise ikisinin de Çin mahreçli olmasıdır.

 

İnsan sağlığını tehdit edip, hayatına kast eden Corona virüsünden 4-5 yıl önce bitkileri yiyip bitiren Kokarca’nın kahverengisi Çin de hayat bulup, tüm dünyaya yayılmaya başlamıştı. Türkiye’nin kapısına gelip dayanması da 2 yıl öncesinde oldu. Gürcistan üzerinden çeşitli yollarla giriş yaparak Artvin ve Rize yöresinden Batıya doğru harekete geçen kahverengi kokarca, Corona gibi insanın hayatını direk olarak çalmasa bile, insanın beslenmesi için gerekli olan gıdaların ana kaynağı olan bitkileri yok etmektedir.

 

Net döviz kazandırmada bu ülkenin bir numaralı ürünü olan fındığa Gürcistan’da da yatırım yapan müteşebbis olarak bu ülkede kahverengi kokarcanın yaşattığı yokluğu gördüğümde, ülkem için taşıdığım endişenin ne kadar doğru olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyorum. 

 

Çünkü, yeşili ile cebelleşirken, ondan bin kat beteri olan kokarcanın Kahverengisi Artvin ve Rize’den başlayan yolculuğunu, kısa zamanda İstanbul’a kadar kısa sürede uzattı. Günde durmaksızın 30 km yol alabilen, en zor hava koşullarında bile beslenmeden dahi 3-4 ay hayatta kalabilen kahverengi kokarca çok yakın bir gelecekte tüm yurdumuzu kaplarsa şaşmamak lazım.

 

Bizim 2 yıldan beri yaptığımız “acele edelim. Biyolojik mücadeleye yapalım” çağrılarımıza, devletin başına bürokrasi şekliyle çöreklenmiş olan yetki ve etki sahiplerinin umursamazlıkla karşılık vermeleri muhtemel geleceğin işaretidir. O işaret de bizim fındıktan söz ederek başladığımız büyük kayıplar, bu ülkenin ürettiği tüm tarım ürünleri için geçerli olacaktır.

Bunun içindir, “acele edelim. Üretilen Samuray Arıcığını kullanıp, şimdiden tedbir alalım” diyerek yaptığımız çırpınışlar.

 

Kötü tablonun yaşanmış örneklerini Ocak ayında İstanbul’da ki toplantıda İtalyan bilim adamları öylesine rakamlarla ortaya koydular ki, bundan sonrası için emin olun “anlamayana davul zurna az” demek gerekiyor.

 

Üremekten tüketmek aşamasına kadar çok hızlı harekete eden kahverengi kokarca, gereken tedbirler en kısa sürede alınmaz ise (ki ilk ve en önemli tek tedbir biyolojik mücadeledir) Türkiye’de direk olarak insana değil ise bile, besleneceği gıdaları yok ederek endirek olarak yine insana olumsuz etki yapacaktır.

 

Bu olumsuz etkinin sonucunun ne olacağını anlamak için de, illaki Corona virüsünün insana ne yaptığını görmek mi gerekiyor?

Allah korusun!

Ama Allah’ın korumuşa için, biz devletin öncülüğünde toplum olarak üzerimize düşenleri fazlası ile yerine getirmemiz gerekiyor. Ortadaki tabloya bakıp da, “Gerekenler yapılıyor” diyebilmek de mümkün değil. 

 

Sebahattin ARSLANTÜRK

Meclis Başkanı

Mart 2020