FINDIKTA BİRİNCİ ŞART: ÜRETİMİ ARTTIRMAK…
 
Dünyanın en büyük üretici konumda olduğumuz fındıkta, üretim alanları olarak 740 bin hektarla
%75’ine sahipken, üretimdeki payımız maalesef %65 leri geçemez duruma geldi. Ortalama
üretimimiz 700 bin tonlarda seyretmektedir. Her geçen yılda bu pay aşağı yönlü devam ediyor.
Türk tarımının çok ciddi bir problemi üretimde verimsizlikten kaynaklı bir durum bu. Haliyle fındıkta
da üst düzeyde verimsizlik var. Dünyaya baktığınız zaman dünya ortalamalarının neredeyse 2,5 kat
daha altında bir üretim gerçekleştiriyoruz.
 
Bu konuda biz ne yapabiliriz? Örnek bahçeler oluşturduk. Bu örnek bahçelerden oluşturduğumuz
sonuçlar son derece olumlu yönde gelişti. Dönümde ortalama 500 kilo alacağımızı iddia ediyoruz. Bu
da mevcut üretimimizin 5/6 katı demektir.
 
Bırakın öyle olmasın! 2 katına çıkarsak bile, 2 milyar doların üzerinde olan ihracatımızı 4 milyar
doların üzerine çıkarmamız mümkün. Sadece bu fındıktaysa diğer tarımsal ürünlerini de işin içine
kattığınız zaman bugün 20 milyar dolar civarı olan tarımsal ihracatımız demek ki en az 40-60 milyara
çıkacaktır.
 
Özellikle Giresun-Ordu-Trabzon gibi Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinde fındık ağaçlarının yaşlanmış
olması verimsizlikteki en önemli etkenlerden biri.
Bundan dolayı sertifikalı fidan yetiştiricilerine ağırlık verip, hem iklimsel değişime bağlı olarak
ilkbahar geç donlarından etkilenmeyen hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşit üzerinde durulup, bu
illerdeki çeşit yapısını da çok acil değiştirmemiz gerekmektedir.
Bugüne kadar uygulanan alan bazlı desteklemenin sonuç odaklı model olmaması olumsuz
etkenlerden biridir. Bu sistemin yerine bahçeyi yenilemesi, bahçenin verim ve kalitesine yönelik
yapılabilecek destekleme modellerine artık geçilmesi gerekiyor. Bunu Haziran ayı içinde Tarım ve
Orman Bakanı ile yaptığımız görüşmede bir kere daha dile getirdik.
 
Bir de miras hukukuna bağlı arazilerin aşırı parçalanmış olması, verim ve kaliteyi olumsuz etkileyen
faktörlerin başında geliyor. Bir an önce devlet fındık arazilerinin toplulaştırma ya da kiralama
modellerini teşvik etmeli. Ekonomik boyutta fındık üreticiliğini gerçek manada yapıldığı ortamı
oluşturmalıdır. Makineli, yani modern tarım uygulamaları artık fındık bahçelerinde de yapılmalı. Bu
toplama, harmanlama gibi teşvik kapsamı ile de ön planda tutulmalıdır.
Karadeniz Bölgesi en çok yağış alan bölgelerimizden biri. O yüzden “sulamaya ihtiyacı yok” ifadeleri
son yaşadığımız iklim değişikliğine bağlı rekolteleri olumsuz etkiliyor. Artık fındıkta da mutlaka sulu
tarıma geçilmesi gerekiyor. Bu yüzden bir an önce bu yöndeki imkanlarda sonuna kadar
kullanılmalıdır.
 
Fındık tarımında iyi tarım uygulamaları iyice yaygınlaştırılmalıdır. Üretimle ilgili önemli bir konuda
rekoltedir. Tarım ve Orman İl Müdürlükleri marifetiyle bugüne kadar Sivil Toplum örgütlerini de
içinde olduğu bir yapıda kısmen amatör bir şekilde yapılmıştır. Bunun bir an önce önüne
geçilmelidir. Bu artık profesyonel ellere bırakılmalı ki, hesap verebilecek bir yapı olsun. Bu sayede 12
ay boyunca saha gözlemleyerek, olası hastalık ve zararlıları anlık tespit etme imkanı gelmiş olacaktır.
Son dönemlerde istilacı böcek sayısı her geçen yıl artmaya başladı. Böcek ve zararlıların verdiği
kayıplar sizin yerel böceklerin verdiği kayıplara göre çok çok daha yüksek boyutta. En son Kahverengi
Kokarca da bunu gördük. Allah’tan bu yıl bu tür zararlı böceklerin miktarı son derece az.
Verim ve kaliteyi artırmak için budama, gübreleme, yabancı ot ve hasat öncesi ve sonrası yapılacak
işle ilgili artık uzmanların devrede olacağı bir altyapı oluşturulmalıdır.
 
Mevcut uygulanan teşvik modeli verim ve kaliteye yönelik olmalıdır. Son olarak da üretim ayağında
üretici adına hareket eden sivil toplum örgütlerinin bilgi ve donanıma sahip kişilerden oluşması
şarttır.

Sebahattin ARSLANTÜRK
Meclis Başkanı