TÜRKİYE’DE DEĞİŞEN ÇAY TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI

TÜRKİYE’DE DEĞİŞEN ÇAY TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI


Türkiye’de Değişen Çay Tüketim Alışkanlıkları Araştırması tamamlandı ve konu ile ilgili değerlendirme toplantısı  yapıldı.

Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Bekir Şengül’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ulusoy ile İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Şeker araştırma sonuçları ile ilgili bilgiler  verdiler. Toplantıya ÇAYSİAD Başkanı Rahmi Üstün’ün yanı sıra çay sektöründe iştigal eden firma sahipleri katıldı.

Toplantıda konuşan Başkanvekili Bekir Şengül, Karadeniz’in olmazsa olması iki yeşilin çay ve fındık olduğunu belirterek, “Zaman zaman çaylıklarda bir araya geldik. Zaman zaman da konferans ve paneller düzenledik. Doğu Karadeniz insanı ekonomik, tüm toplum için de çok tercih edilen bir içecek olan çay konusunda üretimden tüketim aşamasına kadar araştırmalar yapmak gerekiyor. Biz de bunu yapıyoruz” dedi.

FİKİR ÜSTÜN’DEN GELDİ..

KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, ÇAYSİAD Başkanı Rahmi Üstün’den çıktığını ifade ederek, “Bu olayın sadece bir boyutu. Vatandaş çay tüketimi nerededir bunu ölçmek için ciddi bir saha araştırması yapabiliriz diye düşündük. Türkiye’nin hemen hemen bütün bölgelerinde 15 il seçtik. Her bölgeyi temsil edecek büyükşehirler dahil ve bu iller kapsamında da bin 661 kişiye ulaştık. Nüfuslarına göre anket sayılarını artırdık, azalttık. Ve doğrudan anket yapan şirketi de çok yakından takip ettik. Ortaya çıkan sonuçlar, özellikle çay sektörünü yakından takip eden arkadaşların sürekli şikayetlerine konu olan kaçak çay girişini de tamamen teyit eder pozisyonda ve kaçak çay girişlerinin en fazla olduğu yerler nelerdir, bununla  anket sonuçlarıyla birebir örtüştüğünü bu anket sonuçlarıyla ortaya koyacağız. Bir de ankette tüketim alışkanlıkları ne yönde seyrediyor konusunda da bir çalışma ortaya konuldu” dedi. Ulusoy anketlere ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

DÜNYA ÇAY TÜKETİMİ..

“Uluslar arası tarımsal ürünlerin organizasyonu diye bildiğimiz FAO diye bir kuruluş var. Dünyada sudan sonra en fazla tüketilen içecek çay. İkincisi, 2006 yılında yine FAO’nun verilerine göre 3473 bin tondan tüketimi 2010 yılında 442 bin tona çıkıyor. Bu da yaklaşık yüzde 19’luk bir artış demektir. Üretimdeki artış ise aynı tarihler için yüzde 19. Burada bir başka ilginç nokta ki asıl problemlerin ortaya çıktığı nokta bu; 2008 yılında dünya üretimi ile tüketimi arasındaki denge üretim lehinde 155 bin ton. Bir yılda Türkiye’de üretilen toplam kuru çay 250 bin ton civarında. Dünya üzerinde bir yıldaki kuru çay arz fazlası 2008’de 155 bin ton, 2009’da 120 bin ton, 2010 yılında 154 bin, 2011’de 175 bin ton ve son beş yılda yaklaşık 700 bin ton çay fazlası var. Türkiye’nin ürettiği yıllık kuru çayın üç katından daha fazla bir stoku temsil ediyor. Ne olacak bu çay fazlası. Türkiye gibi dünyanın önemli pazarlarına kaçak olarak girme baskısının en önemli nedeni bu dünya piyasalarındaki üretim-tüketim dengesizliğidir.”

FİYAT FARKI PAZAR DURUMU..

Dünya pazarında bir kilo çayın ihracat fiyatının 2 ile 3 dolar arasında olduğuna vurgu yapan Ulusoy, “Türkiye’de bir kilo çayın ortalama piyasa satış fiyatı 6-7 dolar. O zaman bizim Türkiye çayı olarak dünya piyasalarına girme imkanımız yok, dünyanın bu fiyatlarla Türk piyasalarına girmesi ise çok rahat olur” dedi.

KAÇAK ÇAYDAN ÖTÜRÜ CİDDİ BİR STOK VAR..

Ulusoy şöyle devam etti:

“Mesela en fazla ihracat yapan Sri Lanka, Kenya, Çin, Hindistan. Türkiye ise 40’ıncı sırada yer almakta. İhracat sıralamasında biz 41’inci sıradayız. Doğru-dürüst ihracat yapamıyoruz. Ama dışarıdaki çayların çok açık bir şekilde içeriye girme baskısıyla karşı-karşıyayız. 2009 yılında mesela ÇAYKUR’un stoku yok, özel sektör stoku neredeyse toplam olarak sıfırlamış. Bugün özel sektör ve ÇAYKUR’un stoku aşağı yukarı 50 ile 100 bin ton arası ciddi bir stok var. Bunun nedeni de dışarıdan gelen kaçak çaydır. Özel sektörün stok oluşturması demek, özel sektörün borçlarını ödeyememesi, çay üreticisinin parasını alamaması, işçilere maaş ödeyememesi demek. Tamamen tarımsal ürün olarak çaya bağlı bölge ekonomisinin çok ciddi sorun yaşaması demektir. Muhtemel bu sorunlar üst seviyede yaşanmaktadır. İhracatta 5. sırada İngiltere, 6. sırada Almanya var. İngiltere ve Almanya çay üretmeyen ülkeler ama çay ihraç ediyorlar. Buradan çıkarmamız gereken soru işaretleri var. Burada ciddi bir pazarlama, ürün çeşitliliği, piyasalara girememe, tanıtım sorunu var, AR-GE yetersizliği var. Burada şu söylenebilir, işletmelerin mevcut sermayesiyle AR-GE yapmaları mümkün değil. Ancak bunun bir şekilde belki yen bir AR-GE fonu oluşturup, özel firmaların yapacağı AR-GE çalışmaları bu fondan sağlanabilir. Bu çok önemli bir olaydır. OSB’lerin de benzer sorunları var. Türkiye’nin en önemli sorunu pazarlama profesyonel pazarlama ağı sorunudur. Maalesef bu alanda profesyonel çalışmamaktayız. Yani biz üretiyoruz ürettiğimiz ürünü satamıyoruz. Ürettiğimiz ürünü satışa hazır hale getirecek, bilgi, teknik donanıma sahip değiliz. Bunun için de belki de devletin bu noktada destek çıkması lazım. KDV oranları düşürülebilir, çay sektörü ciddi şekilde korunmalı. Yabancı sermaye ile işbirliği yapıp onların hem sermayesinden, hem kurumsal bilgisinden hem pazara girme güçlerinden yararlanmak gerek diye düşünüyorum. Bugün Çin her yıl aldığı 100 milyar dolara yakın yabancı sermaye ile bugün büyüdüğü noktaya gelmiştir. Artık bugün Çin gelen yabancı sermayeden elde ettiği tecrübelerle bizzat yabancı sermayenin rekabet edebilecek ve dünya piyasasına ihracat yapabilecek pozisyona geldi. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bir ülkenin ihracatını ve ekonomik kalkınmasını nasıl gerçekleştireceğinin yolları bellidir. Bu tecrübelerden yararlanmak gerekiyor.”

ANKET 15 İLDE 1661 KİŞİYLE GÖRÜŞÜLEREK YAPILDI..

Anket saha araştırması sonuçları hakkında bilgi veren İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Şeker, özellikle kaçak çayın kullanımına ilişkin çarpıcı rakamlar verdi. Şeker, yapılan araştırmada çay ve çaya alternatif ürünlere olan talebi incelediklerini söyledi. Şeker, “Bu bağlamda bu ürünlerin kullanım sıklığı, çay satın alma davranışları yönünde çeşitli tespitlerde bulunduk. 1 Eylül-1 ekim tarihleri arasında 15 ilde bin 661 kişiyle yüz yüze anket yöntemiyle yapıldı. Anket yapılan denekler seçilirken, orantılı tabakalı ve rastsal tesadüfi seçimsiz yöntemi uygulandı. Ve hata payı yüzde 95 güven aralığında artı eksi 2.4, ki bilimsel çalışmalarda bunun maksimum seviyesi +5’tir. Sıfıra yaklaştıkça iyidir. Baktığımızda her bölgeden illerle görüşülmeye çalışıldı. İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Sakarya, Eskişehir, Ankara, Antalya, Mersin, Adana, Kayseri, Antep, Diyarbakır, Erzurum ve Trabzon’da toplam bin 661 kişiyle görüşüldü. Aslında bu 15 ilin dışında da görüşülen iller var ama onlardaki sayılar genelde 30’un dışında olduğu için haritaya yansıtmadık. Demografik dağılıma baktığımızda araştırmaya katılanların yüzde 56’sı erkek, yüzde 44’ü erkektir, genel olarak değerlendirildiğinde denekler arasında araştırmaya katılanların yüzde 56’sı evliydi. Yaş dağılımında 24-35 yaş aralığı öne çıktı, daha çok yaş ortalamamız 30 olduğu için onu yansıtmaya çalıştık” dedi.

KAÇAK ÇAY HANGİ İLLERDE YÜKSEK, HANGİ İLLERDE DÜŞÜK..

Şeker; Araştırma sonuçlarına ilişkin de şu bilgileri verdi:

 “Yabancı menşeli kaçak çay kullanır mısınız? Diye sorduk yüzde 76’sı ‘Kesinlikle kullanmam’ Dedi. Yani her 4 kişiden 3’ü ‘Kesinlikle kullanmam, her dört kişiden 1 kişisi arada bir de olsa kullanırım’ Dedi. Bu önemli bir gösterge. Bunu araştırdığımız iller açısından yani bu 15 il içinde en fazla kaçak çay kullandığını söyleyen illere baktığımızda Antep, Adana ve Diyarbakır illeri açık ara önde çıktı. Bu üç ilde kaçak çay kullanımı ile ilgili oldukça yüksek talep olduğunu gördük. İzmir, Trabzon ve Antalya en düşük oranlara sahip iller. Bu 15 il için, 81 il için yapmadık, 81 il için yapmasak belki başka iller de girecek araya ama bizim çalışma kapsamımızı açısından yürüttüğümüz 15 il arasında bu üç il öne çıkıyor. Burada sadece bizim bölgeyi temsil ettiğine inandığımız iller baz alındı. Mesela Erzurum’da kaçak çay kullanım oranı düşük. Biz bu sonuçları ki bu sonuçlar 2012 yılı sonuçlarıdır, ÇAYKUR’un verileri ile karşılaştırdık. Yani burada 2012 verilerine baktığımızda Türkiye’de ortalama kişi başına düşen çay tüketimi yıllık 2.9 kg’lık bir tüketim var. Yani ÇAYKUR çayı tüketimi, diğer çay tüketimi söz konusu. ÇAYKUR çayının bu 15 il içinde en az tüketildiği yerler Diyarbakır, Gaziantep ve Adana oldu. Elbette ÇAYKUR dışında da özel sektör var ama piyasada ÇAYKUR büyük bir pay kapladığından dolayı ÇAYKUR verisi burada bizim için gerçekçi ve karşılaştırma açısından verimli oldu. Örneğin Diyarbakır’da 0.10 kg. Yani kişi başına düşen ÇAYKUR tüketimi 100 gr. Geriye 2.8’lik bir fazlalık kalıyor. Bu nerede diye düşündüğümüzde bunun büyük kısmının kaçak çay olduğunu bu sonuç bize gösteriyor. Dolayısıyla hem bizim yaptığımız alan araştırması hem de gerçek istatistiki veriler birbiriyle oldukça örtüştü. Ve ilk üçte Adana,  Gaziantep ve Diyarbakır ortaya çıktı. Tersinden baktığımızda ise, 1 kilonun altında olan iller; Kayseri, Trabzon, Erzurum olarak çıktı ki bizim diğer sonuçlarımızda da benzer iller yine karşımıza çıkmıştı.”