245 MİLYON BARDAK ÇAY İÇTİK DÜNYA LİDERİ OLDUK...

245 MİLYON BARDAK ÇAY İÇTİK DÜNYA LİDERİ OLDUK...

Son 3 yılda çift haneli büyüme gösteren Türkiye’deki pazar, yabancı yatırımcıların büyük ilgisini çekiyor. Yılda kişi başına bin 250 bardak çay tüketimiyle dünya sıralamasında birinciliğe ulaşan Türkiye'ye her gün toplam 245 milyon bardak çay tüketiliyor. Son 3 yılda çift haneli büyüyen Türk çay pazarı da doğal olarak yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor.

Türkiye'de 2.25 milyar TL'lik hacme ulaşan çay sektörü geçtiğimiz yıl 213 bin ton üretimle dünya sıralamasında 5'inci sırada yer aldı. Bu dünya üretiminin yüzde 6'sı anlamına geliyor.Türkiye, yıllık 3 kilogram, günlük ise 3.5 bardak kişi başı tüketimle, dünyada son 2 yılda İrlanda ve İngiltere'yi de geride bırakarak birinci sırada yer alıyor.


ÇİFT HANELİ BÜYÜME
Türkiye'de pazar çift haneli büyüyor. Türkiye'de günlük 245 milyon bardakla, çay sudan sonra en çok tüketilen içecek olma özelliği taşıyor. Nüfusun yüzde 96'sı her gün çay içiyor. Hanelerin yüzde 95'inde çay tüketiliyor. Son üç yılda Türkiye'de çay pazarı çift haneli büyüdü. Siyah çay kategorisi geçen yıl yüzde 15'lik büyüme ile tonajda 212 bin tona, ciroda ise 2.15 milyar TL'ye ulaştı. Bu yılda pazarın yüzde 10-12 arasında büyümesi öngörülüyor.


DÜNYADA PAZARIN BÜYÜKLÜĞÜ 18 MİLYAR $
Dünya çay pazarı 18 milyar dolara ulaştı.Dünya çay tüketiminin yüzde 97'si siyah, yüzde 3'ü yeşil çaydan oluşuyor. Dünyada 30 ülkede çay yetiştiriliyor. Toplam üretimin yüzde 80'i Asya'da. Türkiye'de çay sektörü 213 bin ton üretimle 2.25 milyar TL'lik hacim ulaşıyor.


Türkiye dünyanın en büyük 5'inci çay üreticisi. Dünya üretiminin yaklaşık yüzde 6'sını karşılıyor.Pazarın yüzde 38'ini 80 bin tonla ev dışı tüketim, yüzde 62'sini 133 bin tonla perakende oluşturuyor. Bitki ve meyve çayları 729 tonla pazardan yüzde 1 pay alıyor. Türkiye'de günlük 245 milyon bardak çay tüketiliyor. Kişi başına düşen yıllık çay tüketimi ise 3 kilo.Türkiye'de 200 bin çay üreticisi ve 300'e yakın işleme-paketleme tesisi bulunuyor. Türkiye'de toplam 758 bin dekar alanda çay tarımı yapılıyor.


KARADENİZ ÇAY CENNETİ
Türkiye'deki en büyük çay üretim alanı Karadeniz Bölgesi. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 767 bin dekarlık çaylık sahada yaklaşık 204 bin üretici çay tarımı yapıyor. Yıllık yaş çay ürünü rekoltesi, iklim ve tarımsal teknik koşullara bağlı olarak 850-950 bin ton arasında değişiyor. Çaylık alanların sıralamasına baktığımız zaman ise yüzde 65 ile Rize, yüzde 21 ile Trabzon, yüzde 11 ile Artvin, yüzde 3 ile de Giresun ve Ordu geliyor.


AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ÜRETİM FAZLA
Dünyadaki çay tarım alanı yaklaşık 2 milyon 300 bin hektar. Çay tarım alanlarının yüzde 86'sı Asya kıtasında yer alırken, yüzde 9'u Afrika geri kalan bölümü ise Güney Amerika, Okyanusya ve Rusya'da bulunuyor. Dünyadaki kuru çay üretimi 3 milyon 200 bin ton düzeyinde. Bu üretimin yüzde 82'si Asya kıtasında yapılıyor. Dünyadaki çay ithalatı 1 milyon 292 bin ton düzeyinde.


Yıllık kuru çay tüketimi ise 1 milyon 800 bin ton. Yaklaşık 1 milyon 200 bin ton tüketim fazlası çay ise tüketici ülkelerin tüketim ihtiyacını karşılamak üzere ihraç edilmekte. Dünya pazarlarında oluşan bu arz fazlası ürün, tüketici ülkelerin talebini karşılamak üzere, üretici ülkeler arasında bir pazar mücadelesi oluşturuyor. Üretici ülkeler ihracatı sübvanse ederek teşvik ediyor. Dünya çay üretimi az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yapılıyor.


Çay pazarlamasında kalite ve maliyetin son derece önemli.Bu nedenle Türkiye optimum maliyet ile kaliteli ve tüketici ülkelerin damak tadına uygun çay üretebildiği taktirde, dünya pazarlarına ihracat yapma şansı olabilecek. Çay sektörünün geleceği, üretim tüketim dengesinin kurulmasına, optimum maliyetle kaliteli çay üretilmesine bağlı.Bunun içinde öncelikle tarımda, sanayide ve pazarlamada karşılaşılan sorunların çözülmesinin gerektiği belirtiliyor.


REKABET, ÇAY SANAYİNİ GELİŞTİRİYOR
Türkiye'de 1984 yılında yayınlanan 3092 sayılı yasa ile çayda devlet tekeli kalkması, yerli yabancı oyuncu sayısı pazarda artıyor. Ancak bu artış sırasında bazı müteşebbislerin, gerekli fizibilite yapmadan, yeterli işletme sermayesi oluşturmadan, çay sektörüne girdiğine dikkat çeken sektör temsilcileri, “Geçiş dönemi kolay olmamış, belli sıkıntılar yaşanmıştır. Halen bazı firmalar sektöre uyum sağlayamamışlardır. Özel sektör yatırımları, bölgede, beklenen ve arzu edilen gelişmeyi sağlayamamıştır. Bazı istisnalar haricinde çoğunun hedefi Çaykur standartlarına ulaşma ile sınırlı kalmıştır” diye konuştular. Halen Çaykur'un 46, özel sektörün ise 230 adet yaş çay işleme fabrikası bulunuyor. Toplam fabrika sayısı ise 276. Çaykur'un üretim kapasitesi 6 bin 700, özel sektörün ise 8 bin 700 ton olduğu ifade ediliyor.


Türkiye'de dünyada tüketici ülkeler arasında, kuru çay tüketiminde, büyük bir potansiyele sahip. Üretilen çayın büyük bir bölümünü iç piyasada tüketilmekte. Bu nedenle çay piyasasında faaliyette bulunan firmalar arasında pazar paylaşımı konusunda amansız bir rekabet yaşanıyor.


Rekabetin tüketicilere daha kaliteli çay üretmek için yapılmadığına dikkat çeken sektör temsilcileri, daha çok rakip firma ürünlerinin taklit edildiğini söylüyorlar. Sektör temsilcileri, “Özel sektör firmalarının önemli bir bölümü, rakip firmaların ürünlerini taklit etme yolunu tercih etmekte. Ürettikleri çayları, kendi markaları ile piyasaya sürmemekte” diyor.


KALİTESİZ ÇAYLAR PAZARI OLUMSUZ ETKİLİYOR
Kalitesiz çay üreten firmaların ürünlerini ve yurda çeşitli yollardan giren yabancı menşeli kalitesiz çayların ucuz yollarla temin edildikten sonra bunları paketlenerek cazip koşullarla piyasa sunulması, tüketicinin çay yerine alkolsüz içeceklere ve meşrubatlara yönelmelerine yol açıyor. Tüketicilerin aldatılmasına yönelik bu davranış, ciddi firmaları büyük ölçüde rahatsız etmenin yanı sıra Türk çayının imajını da zedeliyor. Ayrıca dünyada 5 büyük üretici arasında yeralan Türkiye'de yabancı çayların pazara girişini hızlandırıyor.


Öte yandan kuru çayın ambalajsız açıkta, her türlü sağlık koşullardan yoksun, hijyen olmayan yerlerde, yasaklanmış olmasına rağmen, pazarlanmasının da sıkıntı yarattığını belirten sektör temsilcileri, “Çayında belli ambalajlarda paketlenerek pazarlanması zorunluluğu vardır. Bu zorunluluğa rağmen sektörde faaliyet gösteren firmaların büyük bir bölümü ambalajsız olarak ve kalitesiz çayları piyasaya sürmektedir. Bu durum satışlarımızı menfi yönde etkilemektedir” diyorlar.


ÇAY İTHALATINA YÜZDE 145 GÜMRÜK VERGİSİ
Çay ithalatı serbest. Ancak DTÖ Tarım Anlaşması ve AB ile Türkiye arasında gerçekleştirilen Gümrük Birliği kapsamında çay ithalatında uygulanan spesifik Gümrük Vergisi, 1995 yılında, yüzde ile ifade edilen (ad-valorem-oransal) vergiye dönüştürüldü. Yürürlükteki ithalat rejimi kararı çerçevesinde 2001 yılında uygulanan gümrük vergi oranı yüzde 145. Sınır ticareti, zati eşya muafiyeti, normal ithalat ve kaçakçılık gibi yasal olmayan yollarla Türkiye'ye giren ve halk arasında kaçak çay olarak bilinen yabancı çay miktarının 20 bin ton olduğu biliniyor. İç piyasada bir kısmı paketli bir kısmı ise dökme olarak satılan çayların piyasa değeri 40-50 milyon YTL olduğunu tahmin ediliyor.


AB PAZARI DEĞERLENDİRİLEBİLİR
Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri içinde çay üreten tek ülke konumunda.Müzakere sürecinde olan Türkiye'nin bu durumu avantaja dönüştürebileceği ifade ediliyor. AB ülkelerinin yıllık toplam çay ithalat miktarının 250-300 bin ton olduğunu belirten sektör temsilcileri, “Türkiye, yıllık 200 bin tona yakın çay üretimi var.


Uluslararası standartlarda ve AB tüketicilerinin damak tadına uygun çay üretmek şartıyla, üretilen çayın bir miktarının ihraç edilmesi mümkün olabilir. Maliyet ve kalite sorunu çözüldüğü taktirde, AB ülkeleri, Türk çayı için, önemli bir pazar niteliğinde” diye konuşuyorlar. Türk çay sektörünün dünya pazarında hakettiği payı alabilmesi için gıda kodeksine uygun uluslararası standartlarda kaliteli çay sunulmasının önemine dikkat çeken sektör temsilcileri, ayrıca çay sektörünün sağlıklı bir yapıya kavuşması, mali açıdan güçlü olması, sağlam bir finansman kaynağı yaratılabilmesi için, stok fazlası ürünün ihraç edilmesi zorunlu olduğunu söylüyorlar.