TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNE YENİ DÜZENLEME...

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNE YENİ DÜZENLEME...

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, teknoparkların, bölgesel kaynakların daha iyi değerlendirilmesini ve başta yerel yönetimler olmak üzere bölgesel kurumların da teknoloji üretme sürecine dahil olmasını sağladığına dikkat çekerek, "Bu nedenle, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması için de kritik bir rol üstlenmektedir" dedi.

TBMM Sanayi, Ticaret,  Enerji, Tabii Kaynaklar ve Teknoloji Komisyonu, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başladı. Komisyona tasarı hakkında bilgi veren Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün,  hayatın her alanında yaşanan değişimlerin içinde teknolojik yeniliklerin önemli bir payı bulunduğunu belirterek, teknolojide yaşanan değişikliklerin, hayatın diğer alanları üzerinde de etkili olduğunu ifade etti. Teknolojik gelişmeyi sağlayan buluş ve yeniliklerin ana kaynağının araştırma-geliştirme faaliyetleri olduğunu kaydeden Ergün, gelişmiş ülkelerin sahip olduğu ekonomik gücün arkasında, bilgi ve teknolojiye dayanarak yüksek katma değer üreten bir sanayi örgütlenmesinin bulunduğu herkesin kabul ettiğini ifade etti.


Ar-Ge faaliyetlerine yeterince önem vermeyen ve kendi teknolojisini geliştirmeyen ülkelerin, sadece teknoloji transferi yoluyla,  sanayileşme konusunda yeterli başarıya ulaşamadıklarına işaret eden Ergün, "Bu nedenle, ülkelerin kendi teknolojilerini üretmeden başarılı olmalarından söz edemeyiz. Gelişmekte olan ülkelerin, dünya pazarında rekabet edebilmeleri için, inovasyonda yetkinlik kazanmaları ve bu yetkinliklerini kendi ar-ge faaliyetlerine dayandırmaları gerekir" diye konuştu.


Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan gelişmekte olan ülkelerin, dünyadaki Ar-Ge harcamalarının sadece yüzde 5'ini gerçekleştirdiklerine işaret eden Ergün, Türkiye'de Ar-Ge harcamalarının, son yıllarda hızlı bir yükseliş içinde olduğunu ancak gelinen seviyenin henüz yeterli olmadığını söyledi. Ergün şöyle konuştu:


"Çünkü Türkiye, ülkelerden bir ülke değildir. Gelişmiş ülke standartları ne ise, o standartları yakalaması gereken bir ülkedir. Bir ülkede, sanayinin küresel rekabet gücü kazanması, üniversite-sanayi işbirliğinin yeterli düzeyde sağlanmasıyla mümkündür. Sanayi alanında teknolojiyi oluşturacak olan bilginin kaynağı, esas olarak üniversitelerde yapılan bilimsel araştırmalardır. Teknolojiye dayalı rekabet gücüne sahip gelişmiş ülkelerin, aynı zamanda bilimsel araştırma geleneğine sahip ve evrensel bilime en fazla katkı yapan ülkeler olmaları tesadüf değildir. Ancak gelişmiş ülkelerde yapılan bilimsel araştırmalar, araştırmayı yapanların kişisel ilgi, merak ve ihtiyaçlarından ziyade, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısına uygun bir şekilde kurgulanmaktadır. Bu ülkelerde yapılan bilimsel araştırmalar, mevcut ürün ve üretim yöntemlerinde iyileştirme veya yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirme hedefi doğrultusunda yapılmaktadır. Bilgiye sahip olmak, bu bilgiyi teknoloji üretimine dönüştürmek ve inovasyon yapabilmek için, üniversitelere ve sanayiye önemli görevler düşmektedir. Zira ülkelerin refah ve kalkınmışlık düzeyini, o ülkedeki sanayinin gelişmişlik düzeyi belirlemektedir. Bir ülkedeki sanayi, kendi teknolojisini üretebiliyorsa, rekabet koşullarının giderek arttığı küreselleşen dünyada varlığını sürdürebilme şansı da o ölçüde yüksek olacaktır."


2023 yılında 500 milyar dolar ihracat yaparak, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefleyen bir ülkenin, bu alanlarda atılım yapmasının şart olduğunu belirten Ergün, bugün ihracatın içinde sanayi ürünlerinin payının yüzde 90'ların üzerine çıktığına işaret etti. Türkiye'nin ihracat yapısı içerisinde yüksek teknoloji ürünlerinin payının sadece yüzde 5.1'ken, söz konusu ürünlerin AB ihracatındaki payının yüzde 21.5 olduğuna dikkat çeken Ergün, "Türkiye'nin kaybedecek vakti yoktur, aksine başka ülkeler bir adım atıyorsa, biz birkaç adım birden atmalıyız" dedi.


Teknoparkların, tüm dünyada Ar-Ge ve inovasyona dayalı çalışmaların yapıldığı, teknoloji tabanlı işletmelerin kurulduğu, mevcut işletmelerin gelişmesinin sağlandığı, bilimsel çalışma sonuçlarının uygulamaya aktarıldığı ve teknolojik bilgi üretiminin yapıldığı en etkili mekanizmalar olduğunu belirten Ergün, bu özellikleri nedeniyle, teknoparkların sanayinin teknolojik gelişmesinde itici güç olmasını hedeflediklerini söyledi. Teknoparkların, bölgesel kaynakların daha iyi değerlendirilmesini ve başta yerel yönetimler olmak üzere bölgesel kurumların da teknoloji üretme sürecine dahil olmasını sağladığına dikkat çeken Ergün, bu nedenle, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması için de kritik bir rol üstlendiklerine dikkat çekti.


Ergün, bugün itibariyle teknoparklarda kurulu firma sayısının bin 364'e, istihdam edilen personel sayısının 11 bin 918'e, tamamlanan proje sayısının 6 bin 238'e, devam eden proje sayısının 3 bin 576'ya, yapılan ihracatın 540 milyon dolara, yabancı firma sayısının 53'e, bu firmalarca yapılan yatırım tutarının 450 milyon dolara ve tasdik edilmiş patent sayısının da 297'ye ulaştığını açıkladı. Görüşülen tasarı ile teknoparklarda yaşanan bazı sıkıntıları gidermeyi, işleyişi geliştirmeyi ve daha fazla sayıda firmanın teknoparklarda yer almalarını hedeflediklerini belirten Ergün şöyle konuştu: "Böylece, buralarda yürütülen Ar-Ge ve yenilikçiliğe dayalı faaliyetlerin sonuçlarını, huzur ve refahımıza katkı sağlayacak şekilde geliştireceğiz. Yine kanunla birlikte, bölge kuruluşuna ilişkin mevzuatı daha basit ve daha etkin bir hale getireceğiz. İmar planları, uygulama projelerinin ve bölgede yapılacak tesislerin inşası ile ilgili ruhsat ve izinlere ilişkin hukuki boşluğu gidereceğiz."


Ergün, tasarı ile değerlendirme kurulu üyeleri arasında Maliye Bakanlığı temsilcisinin de yer alması, arazi kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinlerin bakanlık tarafından verilmesi, hazineye ait taşınmazlar için yönetici şirket lehine taşınmazın emlak vergi değerinin yüzde üçüne kadar bedelle irtifak hakkı veya kullanma izninin tesis edilmesi, yerel yönetimlerin yönetici şirkete katılımlarının kolaylaştırılması, yönetici şirketin yükümlülükleri arasına, kuluçka merkezi ve teknoloji transfer ofisleri kurma yükümlülüğünün ilave edilmesi, yönetici şirket kuruluş işlemlerinin daha kısa sürede tamamlanması ve bölgenin en kısa sürede faaliyete geçmesi için sürelere ilişkin düzenleme yaparak sürecin hızlandırılmasının sağlanması, üniversitelerin döner sermaye gelirlerinden yönetici şirkete nakdi sermaye aktarımının sağlanması, idare binası dışında yapılacak kuluçka merkezi inşasının desteklenmesi, yönetici şirketin kanunun uygulanması ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan ve yapılan işlemlerden dolayı damga vergisinden muaf tutulması, muafiyet kapsamına 4734 sayılı kamu ihale kanununun da dahil edilmesi, bölgelere tanınan her türlü destek, teşvik ve istisnaların, 5746 sayılı araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanunla paralellik sağlamak üzere 31 Aralık 2023 tarihine kadar uzatılması, bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin ücretlerine sağlanan vergi muafiyeti desteğinin Ar-Ge destek personeline de sağlanması ve Ar-Ge personelinin, bölgede yürüttüğü görevle ilgili olarak yönetici şirketin onayı ile bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerinin bir kısmının da gelir vergisi kapsamı dışında tutulması gibi değişiklikleri öngördüklerini açıkladı.