Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav ve Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu imzasıyla Başbakan Recep Tayip Erdoğan, ilgili bakanlar ve Trabzon milletvekillerine gönderilen raporda üreticilere 2009-2011 yıları arasında ödenen alan bazlı destekleme pirimin 2012'den itibaren uzatılması istendi. Üreticilere ödenen alan bazlı destekleme uzatılsın.
2 sayfalık raporda şu görüşler yer verildi.
Bilindiği gibi fındıkta devrim niteliğinde sayılabilecek ve günün şartlarına uygun serbest piyasa ekonomisi uygulamasına 2009 yılı ürünü ile birlikte geçilmiştir.
Serbest piyasa uygulaması nedeniyle doğabilecek üretici mağduriyetini de önlemek için “Fındık Üreticilerine Alan Bazlı Gelir Desteği ve Alternatif Ürünü Geçen Üreticilere Telafi Edici Ödeme Yapılmasına Dair Karar” Bakanlar Kurulu tarafından da 14 Temmuz 2009 tarihinde kabul edilmiştir.
Buna göre, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında her yıl için üreticilere dekar başına 150 TL ödeme yapılmıştır.
Bakanlar Kurulu tarafından 3 yıllık olarak alınan karar 2011 yılı ürünü için yapılacak ödemelerle bu yıl tamamlanacaktır.
Fındık üreticilerinin muhtemel bir mağduriyetini önlemek amacıyla uygulamanın yapıldığı 2009, 2010 ve 2011 yıllarında Türkiye fındık rekoltesi yıllara göre 450-550 bin ton aralığında, yani piyasanın ihtiyacı altında gerçekleşmiştir.
Piyasada arz fazlası oluşturmayan bu rekolteler nedeniyle söz konusu yıllarda fındık fiyatları genelde üretici memnuniyeti seviyesinde gerçekleşmiştir. Üreticiler ayrıca buna ilave olarak dönüm başına da 150 TL destekleme almışlardır. Bu da son 3 yılda üreticilerin fındıktan azami kazanç sağlamalarına neden olmuştur.
Örneğin, Doğu Karadeniz kesiminde bir dönümden 100 kg fındık alan üretici, 7.20 TL’ye kadar çıkan fiyata ilave olarak verilen destek ile bir Kg fındıktan 8.70 TL’ye kadar varan bir gelir temin edebilmiştir.
2012 yılı ürünü fındık için karanfil sayımı yöntemi ile yapılan ilk tespitlerde 800 bin ton civarında bir rekolte tahmin edilmiştir. Bu durumda yılda ortalama 250 bin ton iç (500 bin ton kabuklu) fındık ihraç ettiğimiz göz önünde bulundurulursa, bir arz fazlası oluşacaktır. Bu da serbest piyasada fiyatların geçen yıla göre düşmesine neden olabilecektir.
Bu durumda, üreticinin mağduriyeti söz konusu olabilir. Bunun giderilebilmesi için 3 yıllık olarak çıkarılan alan bazlı destekleme primi ödenmesi uygulamasının yeniden uzatılması lazımdır.
Bu da yüksek rekolte nedeniyle fiyatı düşmesi muhtemel olan fındıkta, destekleme primi ile üreticinin mağduriyeti önleyebilecektir.
Buna bağlı olarak rekoltenin yüksek olması ve üreticinin ürününü pazara erken indirmeye başlaması nedeniyle fiyatlarda yaşanabilecek tahmin edilenin üzerinde bir düşmenin de önlenmesi için her yıla ait destekleme primi ödemelerinin de Eylül ayından itibaren yapılması piyasadaki fiyat istikrarına olumlu etki yapacaktır. Destekleme primini alan üreticiler, ihtiyaçlarını kısmen de olsa karşılayacakları için, ürünlerini pazara daha kontrollü olarak indireceklerdir.
Her ne olursa olsun, geçmişte olduğu gibi, fındık fiyatlarının düşmesinden rahatsızlık duyarak tekrar TMO eliyle yapıldığı gibi devlet uygulamaları bir daha asla devreye sokulmamalıdır.
Fındığa rakip olarak görülen bademi ABD’nin belirli bir süre düşük fiyattan pazara sunduğu, sonrasında ise 3-4 kat yükselen talep ile birlikte fiyatı da kabul edilebilir bir düzeyde arttırdığı gerçeği ortada iken, Türkiye, maalesef fındık ihracatını son 15 yılda yüzde 10-15 düzeyinde arttırabilmiştir.
Türkiye’de, bundan sonra 800 bin tonun üzerinde gerçekleşse bile üretebildiği fındığın tamamını satabilecek fiyat ve piyasa istikrarına sahip benzer politikalar uygulamalıdır.