Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Meclis Başkanı Mehmet Cirav ve Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu Taka Gazetesi’ne konuştu. İki başkan fındığın son durumu hakkında kamuoyunu bilgilendirdi. 26 Eylül 2001 tarihli Taka Gazetesi’ndeki röportajı.
Fındık rekoltesinin 400 bin tonun altına inmesi Karadeniz’in altınını kiloda 7 lira sınırına yaklaştırdı. Fiyatın daha artması bekleniyor. Ancak TMO elindeki fındıkları satmayacak. Bugün fındıkla ilgili olarak geçmiş, bugün ve yarın için değerlendirmeler almak için Arsin’de Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav ile Borsa Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu’nun kapısını çaldık. İşte özeti:
Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav:
Taka: Sayın Başkan TMO’dan istedikleriniz nedir?
MEHMET CİRAV: TMO’nun belirli bir fındık politikası yok. Geçmişte yaptığı işler yanlış 4. 800 liraya 5800 liraya fındığı satmadılar yarın bu fındığı 2000 liraya 3000 liraya satarlarsa birilerine rant sağlamak için yapacaklardır. Zaten şimdi fındık almıyor. Elindeki fındığı bekletiyor. Zamanı gelince satacak herhalde.
Taka: Fındıktaki teşvik metodunu nasıl buluyorsunuz?
MEHMET CİRAV: Üretilen ürüne göre fiyat verilmelidir, aksi halde bu fındık arazileri bakımsız hale gelir, bunun böyle olacağını söylemiştik zaten. Çünkü hazır para hiçbir emek sarf etmeden toprağa verilen bir para var. Halbuki, prim sistemleri üretilen ürüne göre verilmelidir. Bu 1987 yılında bir dönem uygulandı, tatbik edildi fakat ondan sonra vazgeçildi. Teşvik verilmeli ki, arazi sahibinin verdiği kilo başına göre teşvik alırsa bu hem kaliteyi arttırır hem de rekolteyi arttırır.
Taka: Karadeniz bölgesinde fındık üretimi her yıl düşüyor, bunun sebepleri nelerdir?
MEHMET CİRAV: Karadeniz bölgesinde arazilerin büyümesi mümkün değil, fındık için yeni araziler eklenmiyor, bir de teşvik nedeni ile fındıkla ilgilenilmiyor. Bakımsızlık da rekoltenin düşmesine sebep oluyor. İklim şartları da bunu içerisinde, Bölgemizde fındık mamul veya yarı mamul satılmaktadır. Türkiye’de fındıkla ilgili üretim yapan bir çok firma var, fındık bizim bölgemizde üretilmesine rağmen nakliye ulaşım sorunu nedenleri ile maliyeti yükseldiği için fındıkla ilgili üretim yapan firmalar daha çok büyük şehirleri tercih ediyorlar. Trabzon’da üretilem çikolatayı İstanbul’a satmaya kalkarsan maliyeti yüksek olur.
Taka: FİSKOBİRLİK fındığın neresinde?
MEHMET CİRAV: : Fiskobirlik fındığın hiçbir tarafında yok. Fiskobirliğin bu yapı ile bir yerlerde olması da mümkün değil. Yapısal bir reform gerekli. Türkiye’de sadece Fiskobirlik yok bir çok birlikler mevcut. Diğer brlikler öyle veya böyle bir şeyler yapıyor ayakta duruyor. Fiskobirlik hariç. Yapısal bir dönüşüm gerekli. Bu yapıyı koruyarak fındıkta söz sahibi olmak mümkün değil.
Taka: Fındık fiyatları beklenildiği değere ulaştı mı?
MEHMET CİRAV: Bir kilo fındık 7 bin lira oldu, bir kilo kabuklu fındık dört dolar, tarihte böyle bir şey yok. Fındık da arz talep meselesi, rekoltenin yüksek olmasının ya da düşük olmasının fındık fiyatında belirgin etkisi vardır.
Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu:
Taka: Başkanım bir değerlendirmede sizden almak istiyoruz?
KÖLEOĞLU: Fındıkta 2009’dan itibaren Dünya şartları ve serbest piyasa koşullarına uygun politikaların tercih edilmesinin getirdiği istikrar ve sağladığı yararlar artık tüm kesimler tarafından kabul ediliyor. Devletin, direk veya dolaylı olarak 2009’a kadar yaptığı müdahaleler bir kenara bırakılarak üreticinin mağduriyetinin önlenmesi için de alan bazlı destekleme primi uygulamaya konulmuştur. Ancak 2009’dan itibaren, sahip olduğu alanlar itibariyle yılda 900 bin tonu aşkın fındık üretebilecek ülkemizde, rekoltenin 500-600 bin ton aralığında seyretmesi, fındıkta yeni stratejinin başarıyla uygulanmasına da imkan sağlamıştır. Fiyatlar belirli bir düzeyde istikrarlı şekilde seyretmiş, üreticiye de dekar başına 150 TL verilerek iyi bir destek sağlanmıştır.
Taka: Geçen yıla göre fındıkta ciddi azalma var?
KÖLEOĞLU: 2011 ürününde geçen yıla göre bir azalmanın söz konusu olduğu sektörün tüm taraflarınca kabul edilmektedir. 500 bin tonun altında olması nedeniyle özellikle fındığın ana üretim bölgesi olan Doğu Karadeniz’de üreticinin sıkıntı çekeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, genelde bir sonraki yılın başından itibaren ödenen destekleme primi, bu yıla mahsus olmak üzere öne çekilmeli ve Ekim ayından itibaren üreticiye ödenmelidir. Böylelikle hem üreticinin mağdur olması önlenmiş, hem de piyasada fiyat açısından istikrar sağlanmış olunacaktır. Bunun yanı sıra, sistemin ana unsuru olması gereken lisanslı depoculuğun da acilen devreye sokulması gerekir. Aksi takdirde gelecek yıllarda yaşanabilecek yüksek rekolte dönemlerinde sektörde özellikle üreticiler önlenemeyecek mağduriyet yaşayacaklardır. Bu nedenle kısa vadeli tedbir olarak 2011 için destekleme primi Ekim ayından itibaren ödenmeli, uzun vadeli istikrar için ise mutlaka lisanslı depoculuk sistemi hazır hale getirilmelidir.
Taka: İhracat düşer mi?
KÖLEOĞLU: Fındıktaki geçen yıl ki ihracatı yakalamak biraz zor. Gönül ister ki geçen yıl ki ihracatı geçsin. Ortada hesaplar var, geçen yılki ihracat rakamını yakalamamız biraz zor. İç piyasada ve dış piyasaya yetecek kadar rekolte iyi, Toprak Mahsulleri Ofisinin de elinde bir miktar fındık var. TMO da zamanı gelince elinde olan mahsulü piyasa sürecek, devletin şunu söylenesi lazım; TMO fındığını şu zamanda satacak, mesela diyecek ki yılbaşında satacağız fiyatımız da altı bucuk milyon lira olacak. Ancak, o zaman piyasayı pek fazla etkilemez, fındık tüketimi genişletmeli yeni projeler üretilmeli. Biliyorsunuz fındıktan ekmek projesi vardı. Proje sahipleri projesine sahip çıkmadı. Eğer fındığın iç piyasadaki tüketimi çeşitlendirilmiş olsaydı fındığa çok daha fazla talep olacaktı. Düşünün biz fındığı ekmeğin içine koyduk, bu çeşitlendirmeler eğer çoğalırsa fındığa talep çok daha fazla olur. Fındığın tüketim alanlarını genişletmek lazım. Fındığı tanıtmak lazım gündemde tutmak lazım.
Taka: Trabzonsporlu futbolcular tribüne fındık atıyordu, kalktı mı uygulama?
KÖLEOĞLU: Biliyorsunuz Trabzonspor müsabakalar öncesi türbinlere fındık atıyordu, tabi atılan fındık sembolik ama bundan vazgeçildi herhalde bu tribünlere fındık atma olayı futbolculara zahmet olacak ki bundan vazgeçildi. Bunu biz zorla yaptıramayız. Trabzonspor bizden böyle bir talepte bulunmalı. Bize talep gelirse bırakın Avni Aker’i deplasmanlara dahi fındık göndeririz. Fındık bu yörenin ürünü bu ürünü ülkeye ne kadar tanıtırsak yöremize o kadar katkısı olur. Trabzon Ticaret Borsası (TTB) tarafından 2009’dan itibaren fındıkta uygulamaya konulan yeni stratejinin sağladığı istikrarın sürmesi için bazı düzenlemeler yapılması istendi. Konu ile ilgili olarak yapılan açıklamalar ve yetkililere gönderilen raporlarda ana başlıklar itibariyle şu istekler sıralandı: 2011 yılları arasında uygulanacağı açıklanan alan bazlı destekleme primi önümüzdeki yıldan itibaren uzatılsın…
Üreticiye Ocak-Şubat aylarında ödenmeye başlanan destekleme primi sezonun açıldığı Eylül ayından itibaren yapılsın. Son 3 yılda fındık rekoltesi üreticinin mağduriyetine meydan vermeyecek miktarda gerçekleşti. Bu da göz önünde bulundurulup, bundan sonra yüksek rekolte yılları da olabileceği ihtimali göz önüne getirilerek, sistemin en önemli ayaklarından biri olan Lisanslı Depoculuk Sistemi hayata geçirilsin. TMO, piyasada spekülasyonlara neden olan stoklarındaki fındıkla ilgili uygulayacağı politika ve yöntemleri şimdiden deklare etsin.
Fındıktaki Sorunlar
1-Türkiye’de hemen hemen tüm sektörlerde olduğu gibi tarımda da mevcut durum ile ilgili sağlıklı veriler bulunmamaktadır. En önemli tarımsal ihraç ürünümüz olan fındıkta, üretim alanları, üretici sayısı ve verim miktarları ile üreticinin yapısı hakkında elde sağlıklı bilgiler olmaması yüzünden sorunların çözümü için kalıcı projelerde üretilememektedir.
2-Üretim alanlarının artması, özellikle de taban arazilerin tek ürüne dayalı hale getirilmesi nedeniyle sorunlar kalıcılığını korumaktadır.
3-Fiskobirlik, fındığın problemlerini kooperatifçilik mantığıyla yaklaşma noktasında hatalar yapmakta ve aldığı kararlar sonrasında ortaya çıkan uygulama yanlışlıklarının giderilmesinde yine siyasi otoriteyi kullanmak istemektedir.
4-Türkiye ürettiği fındığın tamamını ihraç edebilmek için daha verimli ölçülerde reklam ve tanıtım politikaları izleyememektedir.
5-Fındığın maliyet fiyatının hesaplarında yapılan yanlışlıklar piyasayı olumsuz etkilemektedir.
6-Fındık ihracatındaki bürokrasi engelinin giderek azaltılması gerekirken, azda olsa zaman zaman yanlış müdahaleler yapılmaktadır.
7-Sektörde üreticinin mağduriyetinin önlenmesi noktasında, gelişmiş ülkelerde uygulanan ve ekonominin gereği olup, Türkiye’de 2009’dan itibaren alan bazlı uygulanan prim sistemi ürün bazlı olarak halâ devreye sokulamamıştır.
8-Fındık üretiminin büyük bölümünü yapmamıza rağmen, üretim alanlarında kontrolü sağlayacak politikalar bulunmamaktadır.
Çözüm Önerileri
1-Türkiye’nin öncelikle fındıkla ilgili veri tabanını en sağlıklı hale getirmesi gerekir. Bunun için uydu sistemlerinden de yararlanılarak fındık alanları ve üretici yapısı belirlenmelidir.
2-Bu tespitin ardından, üretim yapabilmek için yeni dikim alanlarının nereler olacağı belirlenmeli ve bu açılım izne tabii hale getirilmelidir. Mevcut alanlarla ilgili tercih üreticiye bırakılmalıdır. Çeşitli teşvikler uygulanarak üreticinin özellikle taban arazileri tekrar yılda 2-3 ürün alınan çeşitlere açması sağlanmalıdır.
3-2009’da uygulamaya konulan alan bazlı destekleme primi sistemi veriler sağlamlaştırılarak, ürün bazlı hale getirilecek uygulamalara geçilmelidir.
4-Fiskobirlik’in üreticiye 2005 yılından bu yana olan yaklaşık 50 trilyon liralık borcu devlet tarafından direk olarak ödenmelidir. Burada ödeme Fiskobirlik üzerinden değil, direk olarak alacaklı üreticinin hesabına aktarılarak yapılmalıdır. Gerekirse bunun karşılığında Fiskobirlik’in gayri menkullerinden ipotek alınmalıdır.
5-Türkiye, bugün Fındık Tanıtım Grubu eliyle yapmaya çalıştığı tanıtım ve reklam kampanyasını daha verimli hale getirebilir. Bunun için yeni kaynaklar yaratmak ve bunları özellikle fındık ihracatçılarının da görüşlerini alarak değerlendirmelidir.
6-Son yapılan bir düzenleme ile Ulusal Fındık Konseyi kanunla kurulmuştur. Konseyin son zamanlarda işlerliği ortadan kalkmıştır. Bu konuda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
7-Alan bazlı destekleme sisteminin başarılı olabilmesi için Fındık Borsası ile Lisanslı Depoculuk Sistemi acilen faaliyete geçirilmelidir.
8-Fındıkta araştırma-geliştirme faaliyetlerini en üst düzeye çıkarmalı ve bunun içinde Fındık Araştırma Enstitüsü modernize edilmelidir.
9- Fındık, ülkemizin dünyaya satabildiği en önemli ürün durumundadır. Bu ürün için uluslar arası düzeyde fuarlar düzenlenerek, tanıtıma ağırlık verilmelidir.
10- Tarım Sigortası Sistemi fındıkta yaygınlaştırılmalı.Tarım alanlarının bölünmemesi için çıkarılan kanun, ürün çeşidine göre, miktarsal farklılıklar gösterecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
11-Dünya fındık üretimini kontrol edebilmemiz için, Azerbaycan ve Gürcistan’da üretilen fındığın dahilde işleme rejimi kapsamına alınması yararlı olacaktır. Bundaki amaç, bu 2 ülkedeki üretim alanlarını kontrol altında tutabilmek ve muhtemel sanayi tesislerinin kurularak Türkiye ile rekabet yapabilecek duruma getirmemektir.