Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, katıldığı “Tarım ve İnsan” konulu 2. Ulusal Fotoğraf Sergisi’nin açılışında, basın mensuplarının, ekmek zammı, kurbanlık ve et ithalatı konusundaki sorularını yanıtladı. Ekmeğin serbest piyasada fiyatı belirlenen bir ürün olduğunu, fiyat belirlenmesinin bakanlıkla alakası olmadığını dile getiren Bakan Eker, şöyle konuştu:
“Ekmek zammı konusunda bakanlıktan herhangi bir görüş, onay alınmış değil. Ekmek maliyeti içerisinde buğdayın payı sadece yüzde 21, yani 5'te bir oranındadır. Ekmek fiyatının açıklanması bakanlıkla ilgili değildir. Bizimle ilgili kısmı piyasada buğday var mı, var. Un var mı, var. 2008 Haziran ayında bir ton ekmeklik buğday ortalama 555 lira iken, bugün 660 lira, 12 Ekim tarihi itibariyle. Ortalama Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın fiyatı. Ekmeğin tamamı da o üründen yapılmıyor. Buna baktığınızda buğdayda 2 yıl içerisindeki artış yüzde 17-18'e geliyor. 5'te biri bunun ekmek maliyetine etki ediyor, bu da ortalama yüzde 4. Keşke, Fırıncılar Federasyonu o kararı açıklarken, bunun hangi maliyet unsurlarından kaynaklandığını da net olarak kamuoyuna bildirseydi. Vatandaşlar haklı olarak ekmek zammının buğday, un maliyetindeki artıştan kaynaklandığını düşünüyor. Ancak durum böyle değil.”
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, kurbanlık ve et ithalatı konusunda ise şunları söyledi:
“Süt İthalatı Yapıldığı Doğru Değil”
Sütle ilgili piyasada yanlış bilgiler var, yanlış şeyler söyleniyor. Süt ithal edildiği doğru değil. Yapılan şey şu, DİR (dahilde işleme rejimi) kapsamında AB ülkelerine ihraç etmek kaydıyla alıyoruz. Diyor ki 2 bin 500 ton süt tozunu benden alın. Bunun ürünü de bana satın. Yani AB ülkelerine o ürünü satmamız için hammaddeyi, 2 bin 500 ton oradan alıyoruz. Bu DİR kapsamında yapılan bir çalışma, piyasayla ilişkili bir durum değil. Bunun karşılık geldiği sütün tamamı 25 bin ton. Gerek bazı politikacılar, gerek bazı dernek ve meslek kuruluşlarının, 'artık Türkiye süt de ithal ediyor’ ifadesi doğru bir ifade değil. İçerdeki süt fiyatlarına zarar verecek bir uygulama da yapmadık, yapmıyoruz, yapmayacağız.
“Trakya Bölgesi Şaptan Ari Bölge”
Trakya bölgesini şap hastalığından ari hale getirmek için 3 yıl çalıştık. Bölge şaptan arilik kazandı. Trakya bölgesini Türkiye'nin hayvan ve hayvansal ürünler ihraç üssü haline getiriyoruz. AB ülkelerine ve şap hastalığı olmayan ülkelere hayvansal ürün ihraç edebilmek için o bölgede şap hastalığının olmaması gerekir. Şap hastalığı mikrobu havayla, araba lastiği üzerindeki çamurla taşınabilmektedir. Türkiye'de bütün hayvanları şap hastalığına karşı aşıladık. Trakya bölgesinde hayvan geçişlerine sıkı kontroller getirdik. Bu uygulama 3 yıldır yapılıyor.
Trakya bölgesinde kurbanlık kesimi ile ilgili ihtiyacın tam olarak karşılanabilmesi için bölgeye şap olmayan ülkelerden küçükbaş, büyükbaş hayvan ithalatı gerçekleştirildi. Dün itibarıyla 450 bin baş koyun için kontrol belgesi alındı. Gerek Avustralya'dan gerek bazı Avrupa ülkelerinden Trakya bölgesine bu hayvanlar gelebiliyor. Şu anda da bir kısmı geldi. 450 bin baş küçükbaş hayvan geldi. İhtiyaca, vatandaşın talebine göre ilave bir ihtiyaç olursa oradan karşılanır.
İstanbul'un Avrupa bölgesine geçiş eskisi gibi olmayacak. Besiciler, hayvanlarını Anadolu yakası veya diğer şehirlerde pazarlamalalı. Bu konudaki tebligatı muhtarlar aracılığıyla daha önce yaptık. EBK'nın ithal ettiği büyükbaş hayvanların bir kısmı da yine Trakya'nın Avrupa bölgesinde olacak. Türkiye’de üretilen hayvanlar ise Anadolu yakasında tüketilecek ve satılacak.
“Kurbanlık fiyatlarındaki rakamlar hayali”
Piyasaya daha doğru dürüst hayvan çıkmamış, pazarlar kurulmamışken, bazı televizyonlarda alt yazı filan geçiyor. Geçen sene 2 milyondu, bu sene 5 milyon oldu, şeklinde sözler çıkıyor. Bunlar da doğru değil. Hayali rakamlar. Lütfen vatandaşı da paniğe sevk edecek yalan yanlış bilgiler vermeyelim. Bu tüketicimize, üreticimize zarar verir.
“Spekülasyon konusunda denetimler yapılıyor”
Spekülatörler konusunda ilgili birimler mali, sıhhi denetimler yapmaktadır. Kurban Bayramı'nda her yıl 500 bin civarında büyükbaş, 2 milyon küçükbaş hayvan kesiliyor. Bu kadar hayvanın kesildiği yerde fiyatlar yükselmez, düşer.
“Türkiye'de büyükbaş hayvan sayısında bir azalma yok”
Türkiye'de 11 milyon büyükbaş hayvan varlığı var, bu 2002'ye göre yaklaşık yüzde 10'luk artışı ifade ediyor. Bir azalma yok. Küçükbaş hayvan sayısında bir miktar azalma var. Bunun sebebi de Türkiye'deki iç göç, hayat tarzındaki değişiklik. Hükümet olarak daha profesyonel bir küçükbaş hayvancılığın yapılmasıyla ilgili tedbirler aldık, projeler başlattık. Bu projeler şu anda yavaş yavaş devreye girdi. 1 Ağustos tarihinde faizsiz kredi kararnamesi çıkardık, hayvancılıkla ilgili. 2 gün öncesi itibariyle tam tamına 1 milyar kredi kullandırıldı, faizsiz kredi. Bunu Türkiye'de hayvancılık yapan 13 bin 500 farklı kişi kullandı.
“AB Standartlarında Denetim Yapılıyor”
‘Et ithalatında dörtlü sağlık taramasının bundan sonra yapılmayacağı’ şeklindeki ifadelerden kaçınmak ve vatandaşı yediği içtiğiyle sorunlu hale getirmemek gerekir. Bu yanlıştır. Türkiye, AB ile gıda faslını müzakereye açtı. Dolayısıyla muayenelerde, denetimlerde ve kontrollerde AB'nin belirlediği standartlarda denetimler yapılmaktadır. Ürün ithal ettiğimiz ülkede hem canlı hayvan muayene ediliyor hem onun garantisi alınıyor hem kesime nezaret ediliyor hem BSE yönünden kaynağında numune alınıyor, artı sınırımıza geldikten sonra da sınırda veteriner hekim muayene ediyor.