Anasayfa / HABERLER / PROF.DR.AHMET ULUSOY / TÜRKİYE’DE ÇAY TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI
PROF.DR.AHMET ULUSOY / TÜRKİYE’DE ÇAY TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI
02 Ocak Perşembe 10:17 Yazdır
Trabzon Ticaret Borsası ve ÇAYSİAD işbirliği ile DOKA tarafından desteklenen “Türkiye’de Değişen Çay Tüketim Alışkanlıkları Araştırması” projesi tamamlandı ve sonuçları ilgili taraflara sunuldu.

  1. 1.     Çay üretimi ve tüketimiyle ilgili gelişmeler
 

Proje büyük ölçüde Türkiye’de 15 ili kapsayan 1661 kişiye yapılan anket sonuçlarına dayandırılmıştır.

Projeyle; Türk toplumunda çay tüketimi alışkanlıklarının, çay ve türev ürünlere yönelik ilginin, çay tüketimi yoğunluğunun, çay tüketimine alternatif ürünlerin kullanım düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Önce siyah (kuru) çayla ilgili bazı makro bilgiler verelim.

Türkiye dünyanın 5. büyük çay üreticisi, 3. büyük tüketicisi. Çin ve Hindistan üretimde ilk 2 sırayı paylaşıyor.

Dünya üretimiyle tüketimi arasında dengesizlik var ve yıllık 100-150 bin ton Kuruçay fazlalığı var.

Son 6 yıldaki, dünya çay üretim fazlalığı 690 bin ton civarında (bunlar FAO verileri).

Kenya ve Sri Lanka gibi ülkeler,  üretimlerinin büyük kısmını ihraç etmekteler ve önemli ihracatçı ülkeler.

Çay üretmeyen İngiltere ve Almanya’nın ihracatçı ülke (reexport) olmaları ilginç.

Ve bir şey daha; ortalama ihracat fiyatları 2 ile 4 dolar arası değişmektedir.

Ülkemizde Kuruçay üretiminin maliyeti ise  5.5 - 6 dolar civarında.


Yukarıdaki verilerden iki önemli sonuç çıkarılabilir.

  1. Dünyada çay fazlası var ve önemli tüketici olan Türkiye büyük bir pazar olarak yabancı çay üreticilerinin iştahını kabartıyor.
     
  1. İç piyasadaki üretim maliyetlerimizin yüksekliği çay sektörünün klasik yöntemlerle dış dünya ile rekabetini imkansız kılıyor. Zaten üretimde dünya 5.cisi olmamıza rağmen ihracatta 42. sırada olmamız da bunu teyit etmektedir.

2013 yılı sonunda Çaykur ve özel sektör stokları 100 bin tona yakın. 2009 yılında Çaykur’un stok sorunu yoktu.

Aslında Türkiye’nin iç piyasa çay üretimi tüketim tarafından massetilmektedir. Yani bir çay fazlalığı yok. Dışardan içeriye kaçak çay girişi stokları artırmaktadır ve girişler son yıllarda hızla artmıştır.

Çay sektöründe stok demek, Çaykur’un zarar etmesi ve devlet tarafından sübvanse edilmesi demek.

Stok demek, özel sektörün ekonomik olarak zor durunda kalması, yaş çay üreticisinin ödemelerini geciktirmesi ya da  ödememesi demek.

Stok demek, çay sanayicilerinin istihdam imkanlarını azaltması, borçlarını ödememesi, banka kredilerine yüklenmesi ve ödeme sorunu içinde kıvranıp büyük “mali iflas riski” taşıması demek.

Zaten birkaç sanayici firmanın hayat verdiği bölgenin ciddi kan kaybına uğraması demek.

  1. 2. Türkiye’de çay tüketim alışkanlıkları ile ilgili bazı bulgular
 
 “Türkiye’de Değişen Çay Tüketim Alışkanlıkları Araştırması” projesiyle ilgili 15 ilde yapılan çay tüketimi alışkanlıkları ile ilgili anketle elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir.

-     Toplumumuzda uzun yıllardan beri içecek tercihinde ilk sırada yer alan çay, halen yüksek oranda ve toplumun tüm kesimlerinde önceliğini korumaktadır.

-     Çay tüketimi araştırmaya katılanlar arasında son beş yılda tüketimi en fazla artan içecek türüdür. (Dünya çay tüketiminde de paralel artış söz konusu: FAO verilerine göre dünya çay tüketimi 2006 yılındaki 3473 bin ton düzeyinden 2010 yılında 4042 bin ton düzeyine çıkmıştır). 

-     Erkeklerin kadınlara göre daha fazla çay tükettiği gözlenmiş, yaş azaldıkça çay tüketiminin de azaldığı tespit edilmiştir.

-     Eğitim düzeyi yükseldikçe çay tüketimi azalmaktadır.

-     Kadınların erkeklere kıyasla daha fazla kahve ürünleri ve bitki/meyve çayı tükettikleri anlaşılmaktadır.

-     Yaş azaldıkça hazır kahve tüketiminin arttığı gözlenmektedir.

-     Eğitim seviyesi artışıyla kahve tüketimi artışı arasında da doğru ilişki söz konusudur.

-     Araştırmaya katılanların neredeyse yarısı günde 5 bardaktan fazla çay tükettiğini belirtmiştir. Günde en az 1 bardak çay içenlerle birlikte düşünüldüğünde, her on kişiden dokuzunun her gün çay tükettiği anlaşılmaktadır.

-      Çayın alternatifi olarak düşünülebilecek Türk kahvesi, hazır kahve ve bitki/meyve çayı tüketiminde kadınlarda erkeklere göre daha fazla tüketim artışı gözlenmiştir. Bu ürünlerde, genel olarak yaş azaldıkça ve eğitim seviyesi arttıkça tüketim miktarı daha fazla artmıştır.

-      Çay tüketimi azalanların en önemli gerekçesi çayın sağlıklı olmadığını düşünmeleridir (oysa yapılan binlerce bilimsel araştırmada -ABD’de son 5 yılda çayın sağlık üzerinde etkisi ile ilgili 5000’in üzerinde bilimsel çalışma yapılmıştır- çayın sağlık açısından çok sayıda faydası olduğu tespit edilmiştir) .
      
-      Araştırmaya katılanlar arasında siyah içme alışkanlığının büyük bir oranda demlemeden yana olduğu gözlenmektedir. Poşet siyah çay tercihi kadınlarda ve gençlerde nispeten daha yükselmektedir.

-      Poşet çayı tercih etmeyenlerin en önemli gerekçesi ise tadının, kokusunun ve aromasının beğenilmemesidir. Aynı zamanda doğal olmadığını düşünenler de önemli bir paya sahiptir.

-      Ancak poşet siyah çayın tercih edilmesinde demleme şekli ve pratikliği tek başına en önemli etken iken; poşet bitki/meyve çayının tercih edilmesinde yedi farklı değişken etkili olmaktadır. Pratik demleme imkanının dışında, çeşit fazlalığı, sağlıklı olduğu algısı, tadının beğenilmesi, bazı rahatsızlıklara iyi gelmesi ve zayıflama isteğinin karşılanması gibi.

-       Çay satın alırken en fazla önceki marka deneyimlerine ve markanın tanınmışlık düzeyine dikkat edilmektedir. Reklamın, tüketici tercihi üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı tespit edilmiştir.

-       Araştırmada katılımcılar arasında çay tercihini Çaykur ürünlerinden yana kullananlar çoğunlukta olsa da, kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda özel sektör çayı tercih etmektedir. Yine yaş azaldıkça, eğitim seviyesi yükseldikçe özel sektör çaylarına olan talep artmaktadır.

-      Çaykur ürünü tercih etme nedenlerinin başında kalite algısı gelmektedir. Fiyat, Çaykur ürünlerinin satın alımında etkili bir faktör olarak görülmemekte, öncelikler arasında altıncı sırada yer almaktadır.

-       Özel sektör çaylarının tercih edilme nedenlerinin başında ise tat memnuniyeti, kalite ve fiyat gelmektedir. Çaykur ürünlerinin satın alımında etkili bir faktör olarak öne çıkmayan fiyat, özel sektör çaylarının tercihinde daha önemli olmaktadır.

 -      Kadınlar, gençler ve yüksek eğitim gruplarının yeni çıkan çay markalarını ve ürünlerini deneme eğilimi yüksektir.     

-       Araştırma sonuçlarına göre her dört kişiden birinin yabancı menşeli (dökme-kaçak) çay kullandığı anlaşılmaktadır. Yabancı menşeli çayın pazara girmesi farklı damak tadı oluşması yanında, bölge insanının ve sanayisinin ekonomik kayba uğramasına neden olmaktadır.

-       Araştırma kapsamındaki iller arasında, anket sonuçlarına göre, yabancı menşeli (dökme-kaçak) çay kullanımının en yoğun olduğu iller Gaziantep, Diyarbakır ve Adana’dır. Diğer yandan, Çaykur verilerine göre Gaziantep yılda kişi başına 60 gr. ile enaz Çaykur çayı satılan ildir. Bunu, 100 gr. ile Diyarbakır ve 770 gr. ile Adana izlemektedir (Türkiye ortalaması 2900 gr.dır).  Yani, anket sonuçlarına göre kaçak çayı en çok tüketen illerle Çaykur’un enaz çay satışı yaptığı iller birebir örtüşmektedir.

  1. 3. Türk Çayı tüketimini artırmak için neler yapılabilir?
Proje sonuçları dikkate alınarak çay tüketimini artırabilecek bazı öneriler şöyle sıralanabilir.

  1. i. Geleneksel ve hakim bir içecek olan çay elbette ki, bu konumunu daha uzun yıllar koruyabilecektir. Ancak, bugünkü genç ve eğitimli nesillerde gözlenen düşük çay tüketimi gelecekteki çay tüketim eğilimini de olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle çayın, eğitimli ve genç nesillere yeni tat, ürün ve alışkanlık aşılayacak bir ürün çeşitliliğiyle sunulması gerekmektedir. Son yıllarda hızla artan kahve evleri gibi yeni bir konsepte çay evleri projelerinin yaygınlaştırılması, hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi bu yönde atılacak en önemli adımlardan biridir.
 
  1.  ii. Ayrıca çay türlerinin bilinirliğinin artırılması, standart bir kalite tutturulması, fiyatlandırma ve markalandırma yöntemleriyle statü kazandırılması (çay’ın elit kesimin de içecek türü olduğu algısı); çay tüketiminin çeşitlendirilmesini, damak zevki oluşturulmasını ve toplumdaki çay tüketiminin bütün kesimlere hitap edilmesini sağlayacaktır.
 
  1. iii. Günümüzde çay, sabah kahvaltısından başlayarak gecenin ilerleyen saatlerine kadar en çok tüketilen bir gıda maddesi haline gelmiştir. Bu nedenle temel gıda maddeleri grubunda değerlendirilerek çay satışındaki KDV oranı % 1’e düşürülmelidir. Böylece yabancı çaylara karşı olan fiyat dezavantajı bir ölçüde azaltılabilecektir.
 
  1. iv. Türk çayının en büyük sorunu sağlıksız kaçak çay girişi ve bunun yerli çayla karıştırılarak piyasaya sürülmesidir. Bir yandan ciddi denetimlerle kaçak çay girişi önlenmeli; diğer yandan, Türk çayının hijyen yönünden üstünlüğü (ilaç ve böcek kalıntısı olmadığı) etkili bir yöntemle işlenmeli ve kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır. 
 
  1. v. Sürdürülebilir bir çay sanayisi için tüketici tercihlerine uyumlu bir üretim esnekliğine sahip sanayi yapısı oluşturulmalı.
 
  1. vi. Çay sektöründeki yeni ürün-damak zevki-tasarım oluşturma konusundaki araştırmaları destekleyecek Ar-Ge fonu oluşturulmalı.
 
  1. vii.Çay sanayicileri, yabancı ortaklıkları araştırarak; onların kurum kültürü, işletme yönetimi, pazarlama tecrübesi ve finans imkanlarından yararlanmayı düşünmeli.
 
  1. Özetle Türk çayı, milli ve stratejik bir ürün olarak değerlendirilmeli; ciddi düzeyde bilgi, teknik ve mali destek sağlanıp dış pazarlarda rekabet yapabilir hale getirilmelidir.
 

 

 

 

  Pazarkapı Mah. Sahil Cad. No:103 / Trabzon
T. 0462 326 45 05    F. 0462 326 09 66

tb.org.tr